- Karanlık Ticari Tasarım (Dark Pattern) Kavramı
Dijitalleşme ile birlikte reklamlar yalnızca içerik yoluyla değil, aynı zamanda tasarım tercihleri aracılığıyla da tüketici davranışlarını yönlendiren bir araç haline gelmiştir. İnternet siteleri, mobil uygulamalar ve dijital satış platformlarında kullanılan bazı arayüz tasarımlarının, üstü kapalı biçimde tüketicinin özgür iradesini zedeleyecek şekilde kurgulandığı ve karar alma süreçlerini manipüle ettiği yönündeki tartışmalar son yıllarda giderek artmaktadır.
Bu tartışmaların merkezinde yer alan “karanlık ticari tasarımlar” (dark patterns), özellikle çevrim içi reklamlarda ve satış süreçlerinde tüketicinin yanıltılması riskini beraberinde getirmekte olup kavram olarak karanlık ticari tasarımlar; tüketiciyi belirli bir davranışa yönlendirmek amacıyla bilinçli olarak tasarlanan, çoğu zaman fark edilmesi güç olan ve tüketicinin rasyonel karar alma sürecini zayıflatan arayüz uygulamaları olarak tanımlanmaktadır. Örneğin; bir ürünü sepete eklediğinizde rızanız dışında beliren işaretli onay kutuları, “son ürün” veya “son 5 dakika” gibi yapay aciliyet hissi uyandıran ifadeler ve abonelikten çıkma işlemini bir labirente dönüştüren karmaşık arayüzler bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Türkiye’de bu tür uygulamalar, başta Reklam Kurulu olmak üzere idari otoritelerin denetim alanına girmekte; Kurul kararlarında, yalnızca reklamın içeriği değil, reklamın sunuluş biçimi ve kullanıcı arayüzü tasarımı da değerlendirme konusu yapılmaktadır.
- Karanlık Ticari Tasarımların Tabi Olduğu Mevzuat ve Haksız Ticari Uygulamalar
Karanlık tasarımların hukuki statüsü, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği (“Yönetmelik”) kapsamında net bir zemine oturmaktadır. Mevzuat uyarınca, bir ticari uygulamanın haksız sayılması için mesleki özenin gereklerine uymaması ve ortalama tüketicinin bir mal veya hizmete ilişkin ekonomik davranış biçimini önemli ölçüde bozması yeterli görülmektedir.
Buradaki kritik eşik, tüketicinin bilinçli karar verme yeteneğinin azaltılmasıdır. Yönetmelik, tüketicinin normal şartlar altında taraf olmayacağı bir işleme, tasarım manipülasyonu yoluyla dahil edilmesini açıkça hukuka aykırı kabul eder. Bu doğrultuda, Yönetmelik ekinde yer alan aldatıcı ticari uygulamalar listesine eklenen 22. madde; internet ortamındaki yönlendirici arayüz tasarımları, seçenekler veya ifadeler aracılığıyla tüketicinin seçim iradesini olumsuz etkileyen yöntemleri özel olarak haksız uygulama statüsüne almıştır. Bu yasal zemin, dürüstlük kuralına aykırı her türlü “arayüz tuzağının” yaptırıma tabi olduğunun en somut göstergesidir.
Bu tür tasarımlar, her zaman açıkça yanlış bilgi içermese dahi, bilginin sunuluş şekli, seçeneklerin konumlandırılması veya kullanıcı akışının bilinçli olarak karmaşıklaştırılması yoluyla tüketicinin iradesini etkileyebilmektedir. Bu uygulamalar, tüketicinin seçim özgürlüğünü sınırladığı ölçüde hukuki denetime konu olmaktadır.
- Reklam Kurulu Kararları Işığında Karanlık Ticari Tasarımlar
Reklam Kurulu’nun değerlendirmeleri, temel olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği hükümlerine dayanmaktadır. Hukuki çerçevede bir reklamın hukuka aykırı sayılabilmesi için mutlaka doğrudan bir yalan içermesi gerekmemekte; dürüstlük kuralına aykırılık ve tüketicinin ekonomik davranışının bozulması yeterli görülmektedir.
Kurul uygulamasında esas alınan temel ölçüt, reklamın ortalama tüketici üzerindeki etkisidir. Ortalama tüketicinin, reklamın sunuluş biçimi nedeniyle yanlış yönlendirilip yönlendirilmediği, karar alma sürecinin bozulup bozulmadığı ve ekonomik davranışının bu nedenle etkilenip etkilenmediği dikkate alınmaktadır.
Bu bağlamda Reklam Kurulu, yalnızca metinleri ve görselleri değil; arayüzdeki butonların yerleşimini, kullanılan renklerin psikolojik etkilerini, font tercihlerini ve işlem akışının tüketici aleyhine zorlaştırılıp zorlaştırılmadığını bir bütün olarak değerlendirmektedir. Böylece karanlık ticari tasarımlar, doğrudan yanıltıcı reklam veya haksız ticari uygulama kapsamında ele alınabilmektedir.
Son yıllarda Reklam Kurulu tarafından yapılan değerlendirmelerde, yalnızca reklam metinleri değil; reklamın sunulduğu arayüz tasarımı, buton yerleşimleri ve kullanıcı yönlendirmeleri de hukuka aykırılık tespitinde belirleyici olmuştur.
Özellikle abonelik hizmetlerinde karşımıza çıkan “iptal butonunun gizlenmesi” veya “onay butonunun daha parlak renklerle öne çıkarılması” gibi yöntemler, Kurul tarafından haksız ticari uygulama olarak nitelendirilmektedir.
Örneğin, Reklam Kurulu’nun 2024/5159 sayılı “Spotify” kararında, “1 ay ücretsiz dene” teklifinin sunulmasına rağmen tüketicilerin kredi kartı bilgilerini girmeye zorlanması ve iptal süreçlerinin üyelik başlatmaya kıyasla çok daha karmaşık kurgulanması hukuka aykırı bulunmuştur. Benzer şekilde, 2024/5161 sayılı “YouTube Premium” kararında da abonelik türlerinin önceden seçili (default) olarak getirilmesi ve teklifi reddetme seçeneğinin ekranın köşesine gizlenmiş küçük bir “X” işaretiyle sunulması, karanlık tasarım olarak nitelendirilmiştir. Kurul bu kararlarında, “ücretsiz deneme” vaadinin ortalama tüketicide yarattığı beklentinin manipüle edildiğini ve tüketicinin işlemden vazgeçme hakkının tasarımsal engellerle zorlaştırıldığını belirterek durdurma cezaları vermiştir
Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda da Reklam Kurulu’nun özellikle abonelik hizmetlerine ilişkin tasarım tuzaklarına odaklandığı görülmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, karanlık ticari tasarımların yalnızca pazarlama veya tasarım tercihi olarak değerlendirilmediği; doğrudan hukuki sorumluluk doğuran uygulamalar olarak ele alındığıdır.
Karanlık ticari tasarımlar, dijital reklamcılık ve e-ticaret alanında artık gri bir alan olarak görülmemektedir. Reklam Kurulu kararları, tüketicinin yalnızca yanlış bilgiyle değil, yanıltıcı tasarım yoluyla da korunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu yeni dönemde, reklam verenlerin, e-ticaret platformlarının ve dijital hizmet sağlayıcıların dijital arayüzlerini oluştururken sadece pazarlama ve kullanıcı deneyimi (UX) uzmanlarıyla değil, aynı zamanda bilişim ve tüketici hukuku alanında uzman hukukçularla birlikte çalışması bir zorunluluk haline gelmiştir. Tasarım süreçlerinin de hukuki bakış açısıyla ele alınması, pazarlama, yazılım ve hukuk ekiplerinin birlikte çalışması gerekliliği giderek artmaktadır.
Reklam Kurulu’nun yaklaşımı, dijital reklamlarda şeffaflık ve dürüstlük ilkesinin yalnızca söylemde değil, tasarımın her aşamasında gözetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Avukat Ezginaz Çalışır