İnsan Kaynakları ve İş Hukuku

KESİNLEŞMİŞ İŞE İADE KARARI SONRASINDA İŞVERENİN SGK YÜKÜMLÜLÜKLERİ

A. Genel Çerçeve

İşe iade kavramı ülkemiz açısından İş Hukukunun ve çalışma hayatının en önemli konularından biridir. Amacı iş akdi feshinin sonuçlarını işçi bakımından hafifletmek olan işe iade kurumu, esasında iş akdinin zayıf tarafı olan işçiyi korumaya hizmet etmektedir. Dolayısıyla işverenin fesih hakkı sınırlandırılmaktadır. Fakat bir işçi tarafından işe iade talebinde bulmak için o işçinin iş güvencesi kapsamında yer alması gerekmektedir. Bu nedenle İş Kanunu’nun 18. Maddesi ve devamında düzenlenmiş iş güvencesi şartlarının yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu şartlar; işyerinde 30 ve daha fazla işçi çalıştırılması, işçinin en az 6 aylık kıdeminin bulunması, İşveren vekili olunmaması, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması, işveren tarafından feshedilmesi ve işçinin İş Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamında olmasıdır. Bu şartların sağlanması halinde iş akdi feshedilen bir işçi işe iade talebi ile birlikte işverenine karşı dava açma imkânına sahip olacaktır.

B. İşe İade Davası ve Sonuçları 

İşe iade davası, işveren tarafından iş sözleşmesi feshedilen işçi tarafından geçerli bir fesih nedeni olmadığının iddia edilmesi neticesinde, tekrar işe iadesi için başvurduğu bir yoldur. İşe iade davası iki taraflı bir etkiye sahip olup bu davanın hem işçi hem de işveren açısından sonuçları bulunmaktadır. 

Öncelikle işe iade davası ile yapılacak yargılama neticesinde, işçinin iş akdinin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılabilir. Bu durumda işçinin işe iade talebi reddedilecek olup işverenin işe başlatma zorunluluğu veya boşta geçen süre ücreti ödeme yükümlülüğü ve ayrıca kıdem ve/veya ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü söz konusu olmayacaktır. Bir diğer durum ise, işçinin iş akdinin geçerli fesih olduğu sonucuna varılmasıdır. Bu durumda ise yine işverenin işe başlatma zorunluluğu veya boşta geçen süre ücreti ödeme yükümlülüğü söz konusu olmayacak, fakat işveren, bir yıldan fazla çalışmış olması koşuluyla işçiye kıdem tazminatı ve/veya bildirim süresi verilmemiş ise ayrıca ihbar tazminatı ödemek zorunda olacaktır. 

Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshedildiği sonucuna varılması halinde ise, işçinin işe iade talebi kabul edilecek olup kararın kesinleştiği tarihe kadar boşta geçen sürenin en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer haklarının ödenmesine, işverence işçinin işe başlatılmaması halinde iş güvencesi tazminatı ödenmesine karar verilecektir. Ayrıca iş akdinin feshinde işçiye ihbar ve/veya kıdem tazminatı ödenmişse, işçinin işe başlatılması halinde bu alacak kalemlerinin boşta geçen süre ücretinden mahsubuna da mahkeme tarafından karar verilebilecektir.

C. İşe İade Kararının Kesinleşmesi ve İşverenin SGK Yükümlülükleri

İşe iade davası kapsamında yapılan yargılama sonucunda verilen kararın kesinleşmesi ile, işçi ve işverenin birbirlerine karşı iki taraflı hak ve yükümlülüklerinin ortaya çıktığından bahsetmiştik. Kararın kesinleşmesi ile birlikte sadece işçi ve işverenin birbirlerine karşı bu hak ve yükümlülükleri ortaya çıkmamakta ayrıca işverenin Sosyal Güvenlik Kuruma karşı da birtakım yükümlülükleri ortaya çıkmaktadır. 

İşçinin işe iadesi talebinin Mahkemece kabul edilmemesi halinde, İşveren tarafından eğer işçi hakkında iş akdinin feshedildiği dönemde SGK’ya karşı işten çıkış bildirimi gibi yükümlülükler yerine getirilmiş ise, kararın kesinleşmesi itibari ile tekrardan bir yükümlülük ortaya çıkmamaktadır. 

Eğer işçinin işe iade talebi Mahkemece kabul edilmiş ve işveren tarafından işçi işe başlatılmışsa, ivedilikle işçi hakkında öncesinde işten çıkış bildirimi yapılmış ise, işe giriş bildirimi gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Akabinde işe başlatılan işçinin ücret ve diğer haklarının tahakkuku yapılırken, sigorta primi, işsizlik sigortası primi, gelir vergisi ve damga vergisi kesilerek, vergiler vergi dairesine, sigorta primleri ise SGK’ya ödenmesi gerekmektedir. Yine işçinin boşta geçen dört aylık süresi toplam hizmet süresine eklenmesi gereken bir süre olduğundan, bu sürenin sigorta priminin ve işsizlik sigortası priminin de tahakkuk ettirilerek işveren tarafından SGK’ya bildirilmesi ve primlerin SGK’ya ödenmesi gerekmektedir. 

İşverenin yasal süresi içerisinde bu konuda bildirimde bulunmaması ve primleri ödememesi işvereni SGK’ya karşı sorumlu duruma getirecek olup bu işlemleri gerçekleştirmeyen işverenlere idari para cezası uygulanabilecektir.

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde, işe iade davalarının sonucunda işe başlatılan veya başlatılmayan işçilerin primleri ile ilgili belgelerin verilme süresi ile ödeme süresi konusunda düzenlemeler mevcuttur. İş mahkemelerince verilen kararlar uyarınca, görevine iadesine karar verilen sigortalı personelin kesinleşen mahkeme kararının tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunması ve işverenin usulüne uygun işe başlatması halinde, dört aylık süreye ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinin verilme süresi, işverenin davet yazısının sigortalıya tebliğ edildiği tarihi izleyen ayın 26’sında sona erecektir. İşverenin işçiyi işe başlatmaması halinde ise süre, sigortalı personelin işe başlamak için işverene yaptığı başvurusuna ilişkin tebligatın alındığı tarihin içinde bulunduğu ayı takip eden ayın 26’sında sona erecektir. Primlerin ödenme süresi ise, işverenin davet yazısının sigortalıya tebliğ edildiği tarihi izleyen ayın sonunda sona erecektir.

D. Sonuç

Netice itibariyle işe iade kararının kesinleşmesi, hem işçi ile işveren arasındaki ilişkiden kaynaklanan hem de işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki ilişkiden kaynaklanan birtakım yükümlülükleri de beraberinde getirmektedir. İşçinin, işe iade talebinin Mahkemece reddedilmesi halinde ve işveren tarafından usulüne uygun bir şekilde işten çıkış işlemlerinin yerine getirilmiş olması kaydıyla işveren tarafından bir yükümlülüğün ortaya çıkmayacağından bahsedilecekse de, işçinin işe iade talebinin Mahkemece kabulü halinde, SGK’ na işe giriş bildiriminin yapılması, işe başlatılan işçinin ücret ve diğer haklarının tahakkuku sırasında ortaya çıkan vergi ve primlerin ödenmesi, sigorta primi ve işsizlik sigortası priminin tahakkuk ettirilerek SGK’ya bildirilmesi ve ödenecek primlerin süresi içerisinde ödenmesi gibi yükümlülükler ortaya çıkmaktadır. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi hem sosyal güvenliğin sağlanması açısından hem de ileride işçi, işveren ve SGK arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkları önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. 

Harun Demir

error: Content is protected !!